demokrat hukukçular derneği

 

DEMOKRAT

 HUKUKÇULAR

DERNEĞİ

 Democratic Lawyers Association

1992

 

"Hakkın hatırı alidir.

Hiç bir hatıra feda edilmez"

Demokrat Hukukçular Derneği
 
Anasayfa
Yönetim
Makaleler
Mizah
Linkler
e Grup
Basında Biz
İktibaslar
Mevzuat
İletişim
Ulaşım

 

Başörtü Yasağı Broşürümüz

 

FAALİYETLERİMİZ

SEMİNERLER

PANELLER

BÖLGE TOPLANTILARI

ZİYARETLER

AÇIKLAMALAR

İSTİŞARELER

 

GAZETELER

Bugünkü Gazetelerin ilk sayfaları

 

İLGİNÇ MÜDAAFALAR

 Beni yunan savcıları itham etsin

 

www.edergim.com

 

 

 

main

 

BASIN AÇIKLAMASI  / 23.01.2010 - Bugün Gazetesi

Halil Doğan (Demokrat Hukukçular Derneği Başkanı):

Anayasa Mahkemesi, davayı inceleyen raportörün iptal isteminin reddine dair raporuna rağmen CMK’daki madde değişikliğini iptal etmiştir. Maalesef geçmişinde “367 kararı” diye hukuk ve siyaset tarihine kara leke olarak geçecek bir kararı vermiş olan Anayasa Mahkemesi yine hukuka aykırı bir karar vermiştir. Zannediyorum ki sivilleşmeden yana, bireylerin özgürlüklerinin genişlemesinden yana, hukukun üstünlüğünden yana bir heyet olsaydı bu iptal kararını vermezdi. Asker kişilerin işlediği sivil suçların adli yargıda görülmesi gerekir. Meclise düşen görev bir an önce sivil bir anayasa hazırlamaktır. Tamamı olmasa da buna benzer acil maddeleri bir paket halinde gündeme getirmesi gerekmektedir.

 

"BALYOZ" LA CAMİLERİ BOMBALAYACAKLARMIŞ

BASIN AÇIKLAMASI  / 25.12.2009 - Zaman Gazetesi

Subayın elinde Bülent Arınç'ın evinin krokisinin ne işi olabilir?

Halil Doğan (Demokrat Hukukçular Derneği Başkanı): Açıklama inandırıcı değil. Asker içinden haber sızdıran personeli takip edenin elinde Arınç'ın ev krokisinin ne işi olabilir ki? Asrın davası dediğimiz Ergenekon davasıyla sıkışan derin devletin devlet büyüklerine suikast yapma ihtimali yüksektir. Asker içindeki sızmaların hangi kademeye kadar gittiği belli olmasa da askerin içine sızma olmama ihtimali yoktur. İnşallah soruşturmada sonuna kadar gidilir ve hakikat açığa çıkar.

 

Turgay Oğur bizimleydi

Genç Siviller hareketinden Turgay Oğur, dernek merkezimizdeki seminer salonumuzda "Genç sivillerin merkezine seyahat" konulu bir sunum yaptı.

Gece geç saatlere kadar süren seminer oldukça interaktif geçti. 16.12.2009

Sunuma dair Ahmet Nazlı'nın yorumu

 

BASIN AÇIKLAMASI  / 14.12.2009 - Yeni Şafak Gazetesi

Partileri halk kurar halk kapatır

Demokrat Hukukçular Derneği Başkanı Halil Doğan: “Elinde partiyi kapatmak için yasalar mazeret olmaz. Zira 367 kararını veren de Anayasa Mahkemesi'ydi. Özgürlükleri genişletici her türlü yasayı Anayasa'ya aykırı bulup iptal eden Anayasa Mahkemesi'dir. Kadrolaşma 1960'la artış göstermiştir. Bugün iktidarı 'yargıda kadrolaşıyorsun, yargı siyalaşıyor' diye suçlayanlar, aslında 'benim kadrolaştığım yerlere sen adamını koyuyorsun, ben kalelerimi kaybediyorum' itirafını yapmaktadır. Meclis'e düşen, şekli unsurlar dışında mahkemelerin partileri kapatma yetkisini kaldırmaktır. Partileri halk kurmalı, halk kapatmalıdır.”

 

28 Şubat'ın yargı kararına veto; Kutlular beraat etti

Mehmet Kutlular28 Şubat sürecinin yargı kararlarının biri daha bozuldu. Marmara Depremi'ne ilişkin sözleri sebebiyle 2 yıl 1 gün hapse mahkum edilen Yeni Asya Gazetesi İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular beraat etti.

Yargılamanın yenilenmesi ve uyarlama başvurusu üzerine Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya Kutlular'ın avukatı Mehmet Ali Aslan katıldı. Esas hakkındaki görüşünü bildiren cumhuriyet savcısı Mustafa Bilgili, yargılamanın iadesi talebinin, yasada öngörülen süre yönünden reddedilmesini istedi. Bilgili, ancak yeni TCK'nın sanık lehine hükümler içermesi ve davaya ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararı nedeniyle, davanın yeni TCK'ya uyarlanmasını ve Kutlular'ın beraatını talep etti. Mahkeme heyeti, yargılamanın iadesi talebini reddederken, AİHM'nin, davayla "ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiği" yönündeki kararı çerçevesinde Kutlular'ın beraatına karar verdi.

Bediüzzaman Said-i Nursi'nin ölümünün 39. yıldönümü nedeniyle 10 Ekim 1999'da Ankara Kocatepe Camisi'nde okutulan mevlitte 'İlahi İkaz Deprem' adlı kitapçık, Yeni Asya Gazetesi'nce hediye olarak dağıtılmış, Kutlular da gazetecilerin sorularını cevaplamıştı. Kutlular, bunun üzerine, hakkında açılan davada, "halkı, sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik ettiği'' gerekçesiyle 2 yıl 1 gün hapse mahkum edilmişti. Cezası Yargıtay tarafından da onanan Kutlular, bir süre cezaevinde kalmıştı. Kutlular, aldığı ceza üzerine AİHM'ye başvurmuştu. AİHM, Kutlular'ın sözlerinin ifade özgürlüğü sınırları içinde olduğuna karar vererek, Türkiye'nin Kutlular'a manevi tazminat ödemesine hükmetmişti. Kutlular, AİHM'nin kararı ve 5237 sayılı TCK'nın yürürlüğe girmesinin ardından yargılamanın iadesi ve cezanın uyarlaması için avukatı aracılığıyla mahkemeye başvurmuştu. ANKARA AA

ZAMAN 25 Kasım 2009, Çarşamba

 

AÇILIM PANELİMİZ YAPILDI

Derneğimizin Bursa temsilciliği tarafından düzenlenen "Açılımın Hukuki ve Sosyal Boyutu" 14 Kasım 2009 Cumartesi günü Ördekli Kültür merkezinde yapıldı.

Bursa temsilcimiz Av. Muzaffer Baran'ın açılış konuşması yaptı. Av. Ömer Faruk Uysal'ın moderatörlüğü yaptığı Prof. Dr. Ahmet Battal ve Doç. Dr. Ahmet Yıldız'ın görüşlerini açıkladığı panel oldukça interaktif geçti.

 

‘Pasif laiklik’ pasif mi laik mi?

San Diego Üniversitesi, Siyaset Bilimi Bölümünden Yrd. Doç. Ahmet Kuru, Prof. Özbudun’un kendisine atıfla gündeme getirdiği, çok tartışılan “pasif laiklik” kavramını açıklıyor ve bu kavrama ve kendisine yöneltilen eleştirileri cevaplıyor.  Yazının devamı

 

BASIN AÇIKLAMASI  / 11.11.2009 - Bugün Gazetesi

“Emir bile olsa suç”

 

Demokrat Hukukçular Derneği Başkanı Av. Halil Doğan da 5651 sayılı kanunun bilişimle ilgili takip, kontrol işlerini sivil bir kurula havale ettiğini hatırlatarak şöyle konuştu: "Kendi vatandaşına karşı, halkın seçtiği iktidara karşı psikolojik savaş açmak da, siyasi parti gibi iktidar partisine ve dini gruplara karşı kara propaganda yürütmek de TSK'nın görevi değildir. Başbakanın emri bile olsa konusu suç olan emri uygulamak da suçtur."

 

BASIN AÇIKLAMASI  / 07.11.2009 - Yeni Şafak Gazetesi

Küpür için resme tıklayın

'ASLI GİBİDİR' YETERLİ

 

 

Demokrat Hukukçular Derneği Başkanı Avukat Halil Doğan: Soruşturma sivil yargıda yürürken, Genelkurmay Başkanı'nın 'kağıt parçası' diye nitelendirdiği belgeyi, askeri savcının talep etmesi yerinde değildir. Bu konudaki soruşturma yetkisi tamamıyla sivil mahkemelerdedir. Yürürlükteki mevzuat sivil savcılara yetki ve görev vermiştir. Sivil savcının belgenin aslı gibidir diye onayladığı fotokopisi de askeri savcıya belge muhtevası hakkında yeterli bilgiyi vermektedir. Askeri savcının ısrarını anlamsız ve hukuka aykırı buluyorum. Ülkede maalesef askeriye kendisini ülkenin sahibi görerek her şeyi kontrolü altında tutmak istemektedir.

 

BASIN AÇIKLAMASI  / 28.10.2009 - Bugün Gazetesi

Küpür için resme tıklayınızYetki gaspı var

 

Demokrat Hukukçular Derneği Başkanı Avukat Halil Doğan: Askeri savcılığın açtığı soruşturma mevzuata aykırı. Darbe suçunu işleyenler, işlemeye çalışanlar asker kişi de olsa askeri suç sayılmaz. Sivile karşı işlenen bir suçu sivilin yargılama yetkisi vardır

 

Anayasa aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne gidilmiş de olsa şu andaki mevzuata göre bu suç sivil yargının yetkisindedir. Askeri yargı, yetki gaspı yapmaktadır.

 

Av. Ömer Faruk Uysal Habertürk Tv'de Ergenekon'u anlattı

 

Av. Ömer Faruk Uysal

Demokrat Hukukçular Derneği sözcüsü olarak

 20.10.2009 da Habertürk TV de

Ergenekon davasının 1. Yıldönümü sebebiyle

dava ile ilgili açıklamalar yaptı.

 

Ahmet Kuru: Türkiye 'çoğulcu laiklik'le rahatlar

Ahmet KuruYeni Şafak Gazetesinden Mehmet Gündem'in, Laiklik üzerine tez çalışması Amerikan Siyaset Bilimcileri Derneği'nce din-devlet ilişkileri konusunda yılın doktora tezi ödülünü alan Ahmet Kuru ile yaptığı röportajı sunuyoruz.

Türkiye'de yaklaşık yüzde 20'lik bir kesim, ya pasif laiklikten şeriata yumuşak geçiş olursa gibi bir endişe taşıyor. Bu endişe nasıl giderilebilir?

Kendi ailemde bir hayli laik birey, hatta deistler olduğu için onların korku ve endişelerini iyi biliyorum. Bu endişelerin giderilmesi adına üç şey yapılabilir. Birincisi dindarlar özgürlükler konusunda fikirlerini, İslam'a da referans vermekten çekinmeden, sistemli olarak ortaya koyabilir ve şartlar ne olursa olsun demokrasiden geri dönülmeyeceğini felsefi ve kavramsal olarak ortaya koyabilirler. İkincisi, Türkiye'de devletin bireye etkisi liberal anlamda sınırlandırılabilir ve bu hem laiklerin hem de dindarların gelecek endişesini, “devleti ele geçiriyorlar” korkularını azaltır. Üçüncü olarak da, dışlayıcı laikliği savunanların korkularını besleyen yanlış anlamalardan arınmaları lazım.

Ne gibi yanlış anlamalar?

Mesela deniliyor ki; “Bizde çoğunluğun dini İslam, Hıristiyan ülkelere benzemeyiz, ya dışlayıcı laiklik ya şeriat.” Bu konuyu anlamak için 46 Müslüman ülkeyi inceledim; bu ülkelerden 11'inde (mesela İran ve Suudi Arabistan) şeriatın direkt etkisi var; 15'i şeriatla yönetilmiyor ama İslam resmi din (mesela Cezayir ve Malezya), kalan 20'si ise laik devletler. Yani Müslüman çoğunluğa sahip ülkeler içinde Türkiye dışında 19 laik devlet daha var. Bunların kimisi pasif laikliği (mesela Endonezya ve Senegal), kimisi de dışlayıcı laikliği benimsemiş (mesela Özbekistan). Kısacası dışlayıcı laiklik giderse Türkiye'ye şeriat gelecek kaygısı yersiz.  Röportajın Tamamı

 

Ferhat Kentel'den muhalefete çağrı

Sosyoloğ- Siyaset Bilimci Doç. Dr. Ferhat Kentel, 29 Eylül 2009 salı Akşamı  dernek merkezimizde "Türkiye'de muhalefet ve din" konulu bir seminer verdi.

Av. Mesut Temel'in moderatörlüğünü yaptığı seminer oldukça interaktif geçti ve gece geç saatlere kadar sürdü.

 

Ayrıntılar

 

Demokratik açılım için Diyarbakır'daydık

Genel Sekreterimiz Ahmet Nazlı, Belediye Başkanı Osman Baydemir'leDiyarbakır'da

Vali H. Avni MUTLU

ve

Belediye Başkanı Osman Baydemir'i

ziyaret ettik.

 

Son zamanlarda, bölge dışından Diyarbakır ve civarına çok sayıda ziyaret gerçekleşmektedir. Bu ziyaretlerin birçoğu, sivil toplum kuruluşu düzeyinde olmaktadır. Bu durum, Türkiye’nin diğer bölgelerinin, bölgeyi tanıması bakımından çok önemlidir. Ancak ziyaretlerin tek taraflı olmaması gerekir. Bu bölgeden de sivil toplum kuruluşlarının, Türkiye’nin dört bir tarafını dolaşıp, gezmesi ve bölge insanını onlara anlatması ve onların dertleri ile dertlenmesi lazım. Böylece, mesela Diyarbakır’ın, Bingöl’ün, Hakkari’nin vs. bu bölgenin hem kendisini anlatması lazım, hem de diğer yörelere giderek onlarla kucaklaşması ve burada bir sorun olmadığını anlatması lazım.’ Bu sözler, Diyarbakır valisi sayın H.Avni Mutlu’ya ait.

Müsiad eski başkanı Erol beyin, sayın valiye sorduğu soru önemli idi: ‘Ekonomi camiası olarak bize düşen bir şey var mı’ydı? Sayın valinin verdiği cevap, ‘bölgeye şimdiye kadar teşvik kabilinden yapılan devlet desteklerinin hiç biri işe yaramamış’tı. Zira, can güvenliği, ekonomik güvenliğinden önce geliyordu. Bu yüzden, bölgeden iş adamlarının çoğu veya diğer illere özellikle de İstanbul’a kaçan sermayenin bir daha bu bölgeye geri dönüşü mümkün olamıyordu. Bu yüzden hangi teşvik gelirse gelsin, bu teşviklerin bölgenin ekonomik kalkınmışlığına faydası yoktu. Yaklaşık 1-15 saat civarında, TGTV başkanı Sayın Necati Ceylan ve diğer heyet, kendi görüşlerini valiye sundu, Vali de bu görüşlerden çok yararlandığını, bir önceki raporu okuduğunu ve istifade ettiğini bu raporu da okuyacağını söyleyerek ziyaretimizden çok memnun kaldığını ifade etti. Ayrıntılar

 

Prof. Dr. Ahmet Battal, Demokratik Açılım tartışmalarını değerlendirdi

prof. Dr. Ahmet BattalBugünkü problemi başka türlü nasıl çözeriz?

İnsanlar ana dilde eğitim istiyor. Ya da daha başka haklar istiyor…

Bunun için eyalete gerek yok. Bunun yolu gayet basit… Bir insan Türkiye’de kendi dilinde eğitim istiyorsa, bir sınır çekip “o sınır içinde bunu yapma hakkın var” demek yerine, ülkenin her yerinde yapacak bir şekilde hakkını verirsin, olur biter. “İstersen Adapazarı’nda yap, istersen Mersin’de yap, istersen Hakkari’de yap” dersin. Doğrusu bu tür imkanları herkese vermektir.

Bediüzzaman “Sadece Kürtlerin kendilerini geliştirme hakkı var” demiyor. “Her milletin kendini geliştirme hakkı var” diyor. Çerkezlerin de kendilerine ait bir kültürü var, onlar da kültürlerini geliştirmek istiyorsa onlara da fırsat verilmelidir. Bu sembolik tavırlarla olacak şey değil. Okullarda, çerkez kıyafeti giymiş folklor ekipleri kurup Şeyh Şamil gibi yürütmek biçiminde olmaz, olsa da işe yaramaz. Hakikaten Çerkezler de dilerse kendi mahallelerini kurabilmeliler, bunda bir mahzur yok. 72 milleti içinde barındıran Osmanlı bunu yapmıştı, 72 milleti içinde barındıran ve Osmanlının devamı olan ABD’de New York’da, ayrı mahallelerde 72 millet bir arada yaşayabiliyor. Bence mahzuru yok, ülkenin her bir şehrinde bu tür haklar verilmiş olabilir. Hiçbir mahzuru da olmaz. Yeter ki problemi çözmek isteyelim.  Röportajın tamamı

 

AHRAR FIRKASI VE AHRAR DÜŞÜNCESİ  / Av. Ahmet Nazlı

Ahmet NazlıAhrar Fırkası’nın ömrü de yaklaşık olarak 2 yıl sürmüştür. En uzun ömürlüsü de İttihat ve Terakki olmuştur. Bu fırkanın ömrü birinci dünya savaşının bitimi ile sona ermiştir. Parti olarak ömrü sona ermiş, ama mirasını yeni Cumhuriyet yönetimi tevarüs etmiştir. Yine mesela, Osmanlı Demokrat Fırkası, 1909’da kurulmuş, 1911’de Hürriyet ve İtilaf Fırkasına katılarak hayatına son vermiştir.

Ahrar fırkası ve İttihat ve Terakki fırkasının lağvedilmesi ile bu anlayışın lağvedilmediğini özellikle belirtmek gerekir. İttihat ve Terakki fırkası, birinci dünya savaşından sonra, savaşı ve devleti iyi yönetemediği için mağlup olmuş iktidardan çekilerek dağılma sürecine girmiş ancak ittihatçı anlayış devam etmiştir.

Ahrar fırkası da parti olarak kapanmasına rağmen, fikir yapısı olarak kalmaya devam etmiştir. Hatta bu fikir yapısının kısmen Hürriyet ve İtilaf Fırkasında devam ettiğini, üyelerinin bazılarının Osmanlı Demokrat Fırkasına, Osmanlı Sosyalist Fırkasına geçerek hayatiyetlerini sürdürdüğünü söyleyebiliriz.

Fırkaların Meclis-i Meb’usanda temsil durumlarına baktığımızda, İttihat ve Terakki ağırlığını görürüz. Sözgelimi, ilk seçim sonuçlarına göre, 275 kişilik Mecliste, 140 İttihat Terakki mensubu, diğer parlamenterler de diğer partilerdendir. Sadrazam olan Kamil Paşa da İttihat ve Terakkiden olmamasına rağmen, İttihat Terakki desteğiyle iktidarını sürdürüyordu. İttihat Terakki desteğini çeker çekmez, Kamil Paşa hükümeti düşüyor. Çünkü Kamil Paşa istifa etmek zorunda kalıyor.

İlk meclisteki parlamenterlerin etnik karakterlerine baktığımızda, 142 Türk, 60 Arap, 25 Arnavut, 23 Rum, 12 Ermeni, 5 Musevi, 3 Sırp, 1 Ulah(muhtemelen Lehistan asıllı demektir) olduğunu görürüz. Bu raporda, Kürtlerin nasıl temsil edildiği, ilk kaynaklara ulaşamadığımızdan dolayı bilmiyoruz. Elimizdeki ikincil nitelikteki kaynaklardaki 142 Türk’ün içinde Kürtlerin de olduğunu tahmin ediyoruz, ama sayısı hakkında herhangi bir bilgiye sahip değiliz.  Makalenin tamamı

 

Açılım muhalifleri ‘rant’ peşinde

Halil DoğanDemokrat Hukukçular Derneği Başkanı Avukat Halil Doğan Risale haber’e konuştu:

 

Demokratik açılım tartışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Topluma ait meselelerin kamuoyunda tartışılması demokrasinin gelişmesi demektir. Güzel bir karar bile olsa halkın haberi olmadan, tartışılmadan, gizli mahfillerde alındığında aksülamel yapabilir. Kaldı ki 100 yılını heba etmiş bir ülkenin demokratik açılım gibi önemli bir konuyu illaki halkın önünde tartışması gerekir. Hatta olabildiğine halkın katılımını en üst düzeyde tutmak gerekir.

Röportajın tamamı

2009 Yaz toplantımız Emet Termal otel'de yapıldı

Yılda iki defa üyelerimizle yaptığımız istişare toplantılarından 2009 yaz dönemi istişaresi 3-5 Ağustos 2009 tarihinde Emet Termal otelde yapıldı.

 

Derneğimiz Genel Sekreteri Av. Ahmet Nazlı tarafından sunulan "ahrarlar" konulu seminer ilgiyle izlendi.   Detaylar

Sabih Kanadoğlu yol gösterdi, İstanbul Barosu dava açtı.

 İstanbul Barosu Başkanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, üniversiteye girişte gelecek yıldan itibaren uygulanmaya başlanacak yeni sistemde, tüm adaylar için aynı katsayı uygulanacağını hatırlatıldı. Katsayı uygulamasının doğurduğu iddia edilen eşitsizlikleri ''bir satırlık değişiklikle'' kaldırma düşüncesinin gerçekçi olmadığı savunulan açıklamada, düz liseleri seçen öğrencilerin haksız bir rekabetle karşı karşıya kalacağı ve bu kararın kazanılmış bir hakkın alınması ile ''bir grubun kayrılması'' anlamına geleceği öne sürüldü

 

Detaylar

 

HSYK ya ortak tepki verdik

HSYK nın toplumda Ergenekon davası diye bilinen davanın ve benzer önemli davalar savcı ve hakimlerini değiştirmesinin davalara müdahale olarak kabul edildiğine dair 9 hukukçu derneğiyle ortak basın bildirisine imza attık.Detaylar


Yargı karikatürlerin konusu oldu 

  


Değerli üstadımız Av. Mehmet Kara Vefat etti

Av. İbrahim Hilmi Ünlü - Av. Mehmet Kara - Av.Mustafa Tuncel


Derneğimizin şerefli üyesi, muhterem üstadımız Av. Mehmet Kara vefat etmiştir.

Merhuma Cenab-ı haktan rahmet, yakınlarına sabr-ı cemil niyaz ediyoruz.

 

HSYK da kararname krizi

Devam eden, belli bir aşamaya gelmiş sıradan soruşturma ve davalarda bile, savcı ve hâkim değiştirmek davaların uzamasına sebep olmaktadır. Kamuoyuna yansıtıldığı kadarıyla bu kadar nitelikli soruşturma ve davalara bakan özel yetkili hâkim ve savcıların kendi istekleri olmadan yerlerinin değiştirilmesi davaların akıbeti açısından hayırlı olmaz. Yeni atanacak hâkim ve savcıların iyi niyetli olduklarını varsaymamız halinde bile dosyaları okuyup işi sürdürmeleri  için epey zaman kaybı olacaktır.  Bu tahliye bekleyen sanıklar için de kötü olabilir. Heyet değişikliği olduğunda sırf hâkim ve savcının dosyayı okuyamaması sebebiyle, aylarca tahliye edilemeyen kişiler hukuk dünyasında azımsanamayacak kadar çoktur.Daha önce Şemdinli savcısının görevden alınması, meslekten çıkartılmasıyla sonuçlanan süreçte iyi bir imtihan vermeyen HSYK’nın, kamuoyuna yansıyan terör örgütüyle irtibatlı olduğu iddia edilen bir üyenin teklifiyle, o örgütün davasına bakılan savcının yerini değiştirmesi hukuk açısından cinayettir. Hukuka, yargıya güveni ortadan kaldırır. Yargının siyasallaşmasından şikâyet edilirken,  genelde siyasetçi suçlanır. Bu kez görünen o ki yargıçlar bizzat kendileri - siyasal görüşlerini ortaya koyarak-  yargıyı siyasallaştırmaktadırlar. Umarım bu böyle olmaz.Halk adına karar veren hâkimlerin ve yöneticilerinin seçiminde halkın olmaması, halkın temsilcilerinin olmaması demokratik hukuk devleti açısından bir eksiklikken,  buna halkın yargıya güvensizliği de eklenirse ülkede kaos çıkar.

Av. Halil Doğan

Demokrat Hukukçular Derneği başkanı

 

Yargı'nın 'sivil'i ile kim ilgilenecek? / Kürşat Bumin

Şimdi özetlemeye çalışacağım bu dosyanın içeriği, sanıyorum ki, benim gibi sizi de “isyan” ettirmekle kalmayıp epeyce gülümsetecek.

Bundan 4 yıl kadar önce günlerden bir gün 78 yaşındaki Zekiye Çiçekli, Silvan'da bir yürüyüşe katılmış. İddiaya göre elinde de Öcalan'ın fotoğrafı varmış. Hakkında tabii ki dava açılmış. Duruşmada savcı bey sanığa sormuş: “Apo'yu seviyor musun?” (Haberde belirtilmemiş ama –medyada âdet olduğu üzere yazarsak- “Zekiye Nine” herhalde –herhalde yani! – savcının sorusuna olumsuz cevap vermiştir.) Bu soru üzerine “Zekiye Nine”nin baro tarafından atanan avukatı Mehmet Bodakçi “savcının böyle soru soramayacağını” belirterek itiraz etmiş. Bu itiraz savcının hoşuna gitmemiş ki, “Avukatın Abdullah Öcalan'ı desteklediğini ve görevini kötüye kullandığını” ileri sürerek suç duyurusunda bulunmuş. Mahkeme heyeti –bildiğiniz gibi hepsi aynı seviyede oturuyor zaten- bu suç duyurusunu yerinde bulmuş. Sıra gelmiş Silvan Cumhuriyet Başsavcılığı'na. Bu makam da avukat Bodakçi hakkında dava açabilmek için Adalet Bakanlığı'ndan izin istemiş. Adalet Bakanlığı da (o zaman kim bakan ise) istenen izini vermiş. Ve de sonuç olarak Bodakçi'nin Siverek Ağır Ceza Mahkemesi'nde “terör örgütü veya amacının propagandasını yapmak”(?) ve “görevi kötüye kullanmak” suçlarından 7 yıla kadar hapis cezası ile yargılanmasına başlanmış. (Haaa unutmadan: Bu arada “Zekiye Nine” beraat etmiş.) Yazının tamamı

 

Av. Bekir Berk Sergisi ve Semineri

Av. Bekir Berk

 

 

Mesleğimizin yüzakı Av. Bekir Berk'i vefat yıldönümünde andık.

 

17.06.2009 günü İstanbul ilim Kültür vakfının sergi salonunda düzenlenen sergiyi gezdikten sonra, hakkında kitap yazmış olan İhsan Atasoy nefis bir seminer sundu.

 

Konuşmacının ardından, Av. Bekir Berk'le birlikte çalışma imkanı bulan değerli üstatlarımız Av. İbrahim Hilmi Ünlü ve Av. Mustafa Tuncel'den güzel hatıralar dinledik.

1949’da Trabzon Of’ta doğdu. 1969-1970 döneminde İstanbul İmam Hatip Lisesi’nden, 1973-74 döneminde İstanbul Yüksek İslâm Entitüsü’nden mezun oldu. 1978 yılından itibaren Yeni Asya gazetesinde Çalışmaya başladı. Uzun süre köşe yazarlığı yaptı. Yeni Nesil gazetesi Yazı İşleri Müdürlüğü’nden emekli oldu. Yazar Gülay Atasoy’la evli ve üÇ Çocuk babasıdır.

İhsan Atasoy

 

SOYLU'DAN DEMOKRASİ DERSİ

Demokrat Parti Eski Genel Başkanı Süleyman Soylu, dernek merkezimizdeki seminer salonunda "DEMOKRATİKLEŞEN TÜRKİYE" konulu bir seminer sundu. Saat 21 de başlayan seminer soru cevap faslıyla beraber gece 01.00 kadar sürdü.

SEMİNERİN TAHLİLİ   /  Ahmet Nazlı   

‘SOYLU’ BİR SEMİNER

Demokrat Hukukçular Derneği yönetim kurulu üyesi Ö. Faruk Uysal’ın moderatörlüğünde gerçekleşen seminer, demokrat misyonun serencamını anlatıyordu.

Soylu bir biçimde genel başkan olmuştu, soylu bir biçimde de genel başkanlıktan ayrılmıştı. Moderatörün tabiriyle, ‘demokrat parti’nin en demokrat ve en ilkeli genel başkanı’ olmuştu. Genç, 40 yaşında, dinamik bir genel başkanını kaybetti demokratlar.

Demokrat parti dönemini, Türkiye’nin asr-ı saadeti olarak niteleyerek başladı seminerine Süleyman Soylu. Bu asr-ı saadet, bu milletin oyu değersiz denen insanların iktidar olduğu tarihi bir dönemecin adıydı ona göre. Elit ve seçkinci cumhuriyet aydınlarının, kendi oyları ile eşit saymadığı ve ‘göbeğini kaşıyan adam’ diye alay ettikleri, bizler idik, bütün bir millet idi.

Cumhuriyeti üç döneme ayırıyor Soylu. Birincisi demokrat parti dönemi(1950-60 arası dönem), ikincisi Ak Parti dönemi, Üçüncüsü, Kürt sorununun çözülmesi dönemi. Bu ayırımı şimdiye kadar hiçbir akademik çevreden duymamıştım. Özellikle üçüncü dönemin Kürt sorunun çözülmesinin adı olarak telaffuz etmesi, son 40 yıllık Türkiye sağının söylemine pek uymuyordu. Süleyman Soylu, eğer bu ayırımını ciddi temellere dayandırıyorsa, bunu ciddiye almak gerek. Devamı

 

Av. Kadir Akbaş: Paşaları, bağımsız kurul muayene etsin.

Yeni Asya Gazetesinden Hasan Hüseyin Kemal'in

2. Başkanımız Av. kadir Akbaş'la yaptığı röportajın tam metni:

 

Gözaltına alınmış paşaların sağlık problemleri dolayısıyla cezaevlerinden tahliye edilmesi konusundaki hukukî tavır doğru mu?

 

Şener Eruygur’un cezaevinde düşmesiyle birlikte başlayan süreç herkesi tedirgin etti. Elbette ki gözaltına alınmış insanların sağlık durumlarının korunması hukuk devletinin en temel özelliklerinden biridir. Ama Eruygur’un düşmesiyle başlayıp, hastaneye sevk edilmesi sürecinin ayrıntıları basından gizlendi. Şener Eruygur’la ilgili ortaya çıkan ses kaydı, jandarmaların etten duvar örerek hastaneye getirdiği Eruygur için yapılan bu muamelenin mizansen olup olmadığı konusunda şüpheler uyandırdı. Bunun yanında Hurşit Tolon’un benzer sağlık problemleri yüzünden tahliye edilmesi de kamuoyunda bazı iddialara neden oldu. Basında bu yönde çıkan haberleri soruşturmayı yürüten savcılar dikkate almalıdır.   Devamı

 

Gatakulli

sag

 

Seminer Duyuruları

10.02.2010 Çarşamba Saat 20.00

Prof. Dr. Neşet Toku

Hukuk ve siyaset felsefesi ekseninde Risale-i Nur

24.02.2010 Çarşamba Saat 20.00

Prof. Dr. Şükrü Yıldız

Yeni Çek Mevzuatı

 

Makaleler

 

Yusuf Çağlayan

Kovuşturma

 

Halil Doğan

Ferhat Kentel seminer notları

 

Ahmet Nazlı

Açılım için Diyarbakır'daydık

 

 Halil Doğan

Açılım muhalifleri ‘rant’ peşinde

 

Ahmet Nazlı

‘SOYLU’ bir seminer

 

Kadir Akbaş

Yargıyı, yargıdan korumak!

 

Ahmet Nazlı

Ahrar fıkrası ve ahrar düşüncesi

 

Kazım Güleçyüz

Darbe ve demagoji

 

Mevzuat

Çek kanunu